Gazete – 10 Senelik Kayıp: Asgari Ücret ve İthalat Rakamları üzerine

 10 Senelik kayıp: Yeni ekonomik düzen

1 Ocak 2016 tarihi ile KKTC’deki ekonomik dengeler yerinden oynadı. Birçok basın kuruluşu bu konuyu ufak bir haberle geçiştirdi. Yeni yıl itibari ile Türkiye’de asgari ücrete tarihinin en büyük iyileştirmesi yapıldı.

 

2016 yılı bir dönüm noktası. KKTC’nin ilanından beridir maaşlar Türkiye’nin üzerinde. 33 Senedir devam eden bu durum 2016 yılı ile birlikte tarih oldu.

 

Türkiye ile KKTC arasında işçilik maliyeti artık eşitlenmiştir.

 

Peki işçilik maliyetlerini belirleyen asgari ücret neden bu kadar önemli?

 

Ülkenin bir bütün olarak kazancı, işçisiyle ve işvereniyle emek vererek yarattıkları bir pastadır. Asgari ücret ise bu pastayı dilimleyen bir bıçak görevi görmektedir.

 

Türkiye’deki maaşlar pasta büyüdüğü için mi KKTC’nin önüne geçti? Yoksa dilimleri doğru kesemediğimiz için mi maaşlar KKTC’de geriledi?

 

10 senede 15 TL’lik alım gücü artışı:

Asgari ücret Türk Lirası olarak incelendiğinde yanıltıcı. Gündelik hayatta tükettiğimiz tüm ürünler dolara endeksli. Arabanızdaki benzinden, kulağınızdaki telefona dünya ticareti para birimi Amerikan Doları.  Bu sebepten asgari ücreti dolara endekslendiğinde asgari ücretlinin durumu daha net ortaya konacaktır.

Cevap bulunması gereken soru: KKTC’nin en büyük ekonomik partneri olan Türkiye Cumhuriyeti kendi asgari ücretlisine nasıl bir refah artışı sağladı. Aynı dönemde KKTC’de durum ne oldu?

2006-2016 Brüt Asgari Ücret (USD): TC ve KKTC

 

Tablo 1

 

Türkiye’de 2006’da aylık 400 USD olan brüt asgari ücret 2016 yılına gelindiğinde 560 USD’ye arttı.  Asgari ücretli çalışan 10 senede 160 dolarlık alım gücü  artışı yaşadı. Diğer bir değişle asgari ücretli çalışanın alım gücü %40 arttı.

 

Aynı dönemde KKTC’de asgari ücret 585 USD’den 590 USD’ye arttı. Yani 10 senenin karşılığı 5 USD oldu. Asgari ücretli çalışanın alım gücü  %1 arttı.

 

Son 10 senede sayısız defa sendikalar demeçler verdi, işveren maliyetlerden şikayet etti ancak ülkemizdeki ücretler sabit kaldı. Günün sonunda asgari ücretli’nin refahı yerinde saydı.

 

Peki Türkiye ile KKTC arasındaki bu fark ülkenin ekonomik durumundan dolayı mı? Yoksa gelir adaletsizliğinden mi?

 

Sorun Pasta’nın boyutu mu? yoksa dilimleri mi?

 

Toplum olarak yerinde saydık:

İşçi ve işveren çalışıp kazandıkları ile alışveriş yapmakta. Tüccar ise dünya ekonomik piyasasından bulduğu ürünler ile yerel talebi karşılamaktadır.

Eğer ülkenin alım gücü artmış ise dünyadan piyasasından daha fazla ürün çekebilirsiniz.

Bireylerin alım gücününden önce ülkenin bir bütün olarak alım gücü tespit edilmeli. Toplum olarak alım gücündeki değişim bizlere gösterecek olan İthalat rakamlarımız.

Ülkedeki pasta ne kadar büyüdü?

2006-2015 İthalat: TC ve KKTC

Tablo 2

 

2006 yılında Türkiye’nin 100 liralık ithalatı, 2016 yılında 148 lira oldu. %48’lik bir refah artışından söz edebiliriz. Aynı dönemde asgari ücret %40 arttı. İthalat artışının %8 gerisinde kalmak ile beraber toplum zenginleştikçe asgari ücretli de bu zenginleşmeden büyük oranda hakkını aldı.

Aynı dönemde KKTC’nin 100 liralık ithalatı, 2016 yılına gelindiğinde 109 lira oldu. Toplum olarak %9 daha fazla ürün alabildik. Aynı dönemde Asgari ücretli çalışanın maaşı %1 arttı. Türkiye ile aynı şekilde asgari ücretli toplum refahının %8 gerisinde kaldı.

En büyük ticari partnerimiz olan Türkiye ile ithalat rakamlarımız çok büyük bir benzerlik göstermektedir.

Ne zaman Türkiye’de ithalat yükseldi, o zaman KKTC’de de İthalat yükseldi. İthalatta yaşanan düşüşler de  aynı şekilde beraber gerçekleşti.

Bu rakamlardan çıkarılacak ilk ders Türkiye de KKTC de toplumun alım gücü ile orantılı olarak asgari ücretini arttırdı. Bir bütün olarak ülkede artan refahtan tüm kesimler benzer bir şekilde faydalandı.

1 Ocak 2016’da Türkiye’deki asgari ücrete yapılan iyileştirme çok daha erken bir tarihte olabilirdi. 2016 yılı ile birlikte KKTC’de gözümüzü açmamızı gerektirecek bu olay aslında patlamayı bekleyen bir saatli bombaydı.

Gelecek: Yeni Ekonomik Düzen

Türkiye ve KKTC’de maaşların denk olduğu bu yeni ekonomik düzende gelecek ile ilgili bazı öngörülerde bulunabiliriz.

2016 yılında yapılan asgari ücret artışı daha erken bir tarihte de yeni ekonomik düzeni karşımıza çıkabilirdi.

KKTC olarak son 10 sene’de asgari ücretlimizin alım gücünü reel olarak 15 Türk Lirası arttırabildik. Sebebi toplum olarak da son 10 senede yerinde saymamız.

Maaşların Türkiye ile eşitlenmesi pastanın dilimleri ile ilgili değil boyutu ile alakalı bir problem.

Türkiye’deki işgücü için yüksek maaş ve lisan bariyeri olmaması KKTC çalışmak için bir cazibe merkeziydi. Artık yerli işveren için Türkiye pazarından çalışan bulmak zorlaşacak. KKTC’deki yüksek hayat pahalılığı da göz önüne alındığında, ekonomik olarak KKTC çekiciliğini kaybetmiştir.

Yeni ekonomik dönemde üretken olabilenler kazanacak. Boşa harcanan zaman pahalılaşan işgücü ile daha da değerli olacak. Yani vaktini verimli kullananlar başarılı olacak.

Çalışanın trafikte geçirdiği her dakika, devlet dairelerinde kaybedilen her gün bizleri gittikçe daha geriye götürecek. Üretkenliği arttırmada büyük yük devletin üzerinde.

Yükselen işçilik maliyetleri ile aapılan altyapı çalışmalarının değeri katlanarak artacak. Türkiye’de başarı ile uygulanan altyapı çalışmaları ve modernleşme beraberinde toplumun tüm kesimlerine artı bir değer olarak geri döndü. Aynı çalışmaların KKTC’de derhal çalışmaya konulmaması halinde gittikçe dünyanın daha da gerisinde kalacağız.

 

Gorkem Celebioglu
Görkem Çelebioğlu 2006 Yılında Amerika Birleşik Devleti’nden Ekonomi alanında eğitim görmek üzere akademik başarı bursu almıştır. Tam burslu olarak eğitimini ABD’de bulunan Carleton College’de Ekonomi ve Matematik alanında çift anadal yaparak tamamlamıştır. Üniversite’de tezini ABD’nin en büyük endüstriyel şirketlerinden biri olan 3M (Minnesota Mining&Manufacturing)’e ”Üretim planlamasına TS-LARS Analizi ve Neural Networks istatistik modellerinin uygulaması” üzerine yaptı. Carleton College’de aynı zamanda Ekonomi Deparmanı’nda ”Fiyat Teorisi” dersinde Öğretim Asistanı olarak çalıştı. Yüksek lisans çalışmaları için Londra’da Cass Business School’da ”Uluslararası Finans ve Muhasebe” eğitimine devam etti. Çalışmaları sırasında ”Ekonomik Kriz ve Banka Bilançolarına etkisi” üzerine çalışmalar yaptı. Cass Business School’dan Derece ile mezun oldu. Akademik başarısından ötürü Cass Business School tarafından okulu temsil etmek üzere ”Beta Gamma Sigma” Akademik Onur birliğine üye yapıldı. Yüksek Lisans çalışmalarının tamamlanmasına müteakip, dünyanın en büyük 4 Profesyonel Hizmet şirketinden biri olan Ernst&Young LLP Londra Ofisi’nde Finans Hizmetleri departmanında çalışmaya başladı. Çalıştığı süre boyunca Bankacılık, Yatırım Fonu ve Sigorta şirketleri’ne birçok farklı konuda danışmanlık hizmetleri verdi. Ernst&Young LLP -Londra ofisi’ndeki görevinde çalışırken Birleşik Krallık Yeminli Mali Müşavirlik (Chartered Accountant) yetkisini aldı. Müşteri portföyünü İngiltere Borsa’sında işlem gören ilk 100 şirket (FTSE 100) oluşturdu. Çalıştığı süre boyunca İngiltere ve komşu Avrupa ülkelerinde Finans şirketlerine danışmanlık hizmetleri verdi. Danışmanlık alanlarını Denetim, İç Kontroller, Şirket Durum Analizleri, Uluslararası Şirket Yapılanması ve Uluslararası Vergi Hukuğu gibi konular oluşturdu. 2015 yılı ile birlikte Yerli ve Yabancı müşterilerine kendi kurduğu Celebioğlu&Co Chartered Accountants ofisi üzerinden Uluslarası Finans, Vergi ve Denetim gibi konularda danışmanlık vermektedir. Aynı zamanda yerel politikayı yakından takip ederek medya üzerinden görüş ve önerilerini paylaşmaktadır.