Kıbrıs Gazetesi – 1 Ocak 2018 – Temel Gelir KKTC için En Doğrusu Olacak

Seçim ortamı kızıştıkça vaatlerin dozu da kaçmakta. Tüm KKTC vatandaşlarına koşulsuz maaş bağlama vaadi 8 partiden birinden çıkmalıydı.

Bundan daha öte seçim vaadi olamaz.. Partili ayrımı yok, Eski/Yeni ayrımı yok, işçi/işveren ayrımı yok, bölgecilik ayrımı yok, Anavatancı/Rumcu ayrımı yok, din/dil/ırk ayrımı hiç yok.. Kapıdan girip KKTC kimlik kartını gösteren vatandaşa maaş bağlanacak.

Belki de ilk bakışta kulağa uçuk gelen bu teklif bizim tam da ihtiyacımız olan. KKTC’nin içinde bulunduğu durumun dünyada eşi benzeri yok. Bu yüzden diğer devletlerin uyguladığı ekonomik politikalar bize ters düşüyor.

Ülkeyi idareye aday partilerden temennimiz, halka maaş bağlayıp aradan çekilmeleri. Internet ve bilişim çağında aracılık/komisyonculuk işleri öldü artık. Bu devirde hantal KKTC Devleti’nin de, onu yönetmeye aday partilerin de adaya gelen paranın dağıtımında aracı olmayı bırakması doğrudur.

Tüm dünyada hız kazanan ‘’Temel Gelir’’ hareketinin ilk uygulanması gereken ülke KKTC. Eğer KKTC devlet hantallığında 2011 yılında bağımsızlığını kazanan Güney Sudan’dan  gerideyse, bizde bazı şeyler çok yanlış gidiyor.

Temel Gelir Nedir? Diğer bir deyişle ‘’Herkese maaş bağlama’’

Temel Gelir bir ülkenin vatandaşlarına koşulsuz bir şekilde düzenli olarak ödeme yapmasıdır. Bu fikrin başka isimleri: Koşulsuz Temel Gelir, Vatandaşlık Geliri, Ters Gelir Vergisi, Sosyal Temettü… Ana tema geçim sorunlarını aşması için vatandaşa doğrudan ödeme yapılmasıdır.

Temel Gelirin fikrini kim ortaya attı? Kimler destekliyor?

Temel Gelir’in 200 yıllık bir geçmişi var. 20. Yüzyıl’ın başında popülerlik kazanmaya başladığı dönemde yaşanan Dünya Savaşları ve komunizm korkusu bu fikrin hız kazanmasını erteledi.  1960’lı yıllarda Amerika’daki siyahi halkın öncüsü Martin Luther King, Nobel ödüllü düşünür ve yazar Bertrand Russell, Ekonomist Milton Friedman bu düşüncenin savunuculuğunu yaptılar. Hatta ABD’de Nixon yönetiminde ‘’Ters Gelir Vergisi’’ (Belli bir tutardan az kazanan halkın devletten ilave yardım alması) parlementodan geçti ancak  Senatoya takılarak yasalaşmadı.

Sovyetlerin çöküşünden sonra dünya üzerindeki hükümdarlığını süren kapitalist sistem sorgulanmadı. 2008 Yılında Amerika’da baş gösteren finans krizi kapitalist düzeni ve eksikliklerini tekrardan tartışmaya açtı. Verimsiz devlet harcamalarının önüne geçmek için azaltılan sosyal devlet hizmetleri tekrardan görüşülmeye başlandı.

Temel Gelir bu noktada hız kazandı. İsviçre’de tüm vatandaşlara Aylık 7,500TL maaş bağlanması önerisi Haziran 2016’da 125,000 Kişi’nin imzası ile referanduma götürüldü. Her ne kadar referandumda başarılı olmasa da, temel sebep aylık ödeme tutarının çok büyük olması, artık Temel Gelir modern ekonomilerin radarındadır.

Finlandiya 2017 yılında çekiliş ile belirlediği 2,000 vatandaşına aylık 560 Euro’luk maaş bağladı. Sene sonunda Hollanda’nın Utrecht kentinde  250 vatandaşa aylık 960 Euro maaş bağlanacak. İngiltere ana muhalefet ve İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn (Brexit başarılı olmazsa yeni İngiltere Başbakanı) geçtiğimiz dönemde Temel Gelir’in İngiltere’ye uygulamak üzere çalışmalara başladığının duyurusunu yaptı.

Herkese koşulsuz maaş hangi kaynaktan gelecek?

Temel Gelir’in ilk kaynağı devletteki bürokrasinin azaltılması ve israfın sona ermesinden gelecek. 2018 seçimlerine bol konu çıkaran devlet kaynaklarının “Verimsiz” yada “Usulsüz” kullanılmasına engel olacak.

Kısacası politikacıların ve yürütme erkinde çalışan idarecilerin aradan çekilmesi temeldir.

Temel gelir ile birlikte kademeli olarak, Sosyal Güvenlik, Vergi Muafiyetleri, İşsizlik Parası, Devlet ihtiyat Sandığı, Asgari Ücret kurallarına gerek kalmayacak.

KKTC’deki ilave ekonomik fayda, son yıllarda düşük maaşlar ile yeni çalışanlar istihdam eden Devlete bağlı 70 Daire, 40 kurum ve 28 Belediye’ye artık gelecek güvencesi için muhtaç kalınmayacak.

Bu da beraberinde Temel Gelir ödemelerine kaynak sağlayacak. ‘’Devlet Garantisi’’ artık sadece kamu personeline değil tüm vatandaşa dağıtılacak.

Uzmanlara göre yıllık Temel Gelir kişi başına milli hasılanın %30’u seviyesinde olmalı. Yani KKTC olarak hedefimiz kişi başına aylık 1,000TL ödeme yapabilmek. KKTC vatandaşı 35,000 özel sektör çalışanı için aylık 35milyon TL, senelik ise 420 Milyon TL’lik  bir kaynak şart.

Seçim dönemi olduğu için partiler kaynak yaratılmasında birçok öneriyi de ileri sürmekte. Kaynak için aşağıdakilerden birisinin yapılması yeter.

Girne Vergi Dairesi’ne kendi ihtiyaçlarına uygun bir bina kazandırmak, beyan vermeyen 15 Bin şirkete 2014’te değiştirilen Vergi Usul Yasası kapsamında hakettikleri cezaları uygulamak, veya KKTC’de çalışan 56 Bin yabancı işçiye, KKTC vatandaşlarının ödediği seviyede Gelir Vergisi, Sosyal Sigorta ve İhtiyat Sandığı ödemesi tahsil  etmek.

Harcamalarının %88’i  Maaş, Sosyal Yardım ve Emeklilik Ödemesi adları altında geri halka ödenen KKTC bütçesinde hedeflediğimiz %10’luk bir verimlilik artışı bu açığı kapamaya yeter.

Devletin Yatırım Geliştirme Ajansı’nın yayınladığı İş Yapılabilirlik Endeksi’ne göre Mozambik, Zambia ve Sudan’dan daha kötü olan verimliliğimizde %10’luk artış ulaşılabilir bir rakam. Yeter ki halkı hantal KKTC Devleti’ne çalışmaya mahkum etmeyelim.

Temel Gelir’in faydaları nelerdir?

2018 Seçimlerinde çok konu edilmese de, özel konuşmalarda seçmenin adaylardan bir numaralı isteği düzenli maaşı olan bir devlet işidir.  Kim seçilirse seçilsin, kapısını çalacak seçmenin büyük bir oranda talebi bu yönde. Bu talepte halk haklıdır da.

Geleceği konusunda uluslararası arenada adı konmamış bir ülkede, içinde yaşadığı ev her an elinden gidebilir korkusuyla ve düşen alım gücüyle baş başa kalan seçmenin tek kurtuluş yolu düzenli maaşı olan bir devlet işi. Temel Gelir seçmenin Devlet işine olan muhtaç durumunu ortadan kaldırır.

Herkese koşulsuz maaş bağlanması devlet hantallığını da azaltır. Devlet desteklerinin Temel Gelir olarak ödendiği bir ortamda seçmenin politikacıdan talepleri de toplum odaklı olur. Kişisel menfaatler ikinci plana itilir.

Temel Gelir, vergi sistemini basitleştirir. Zaruri ihtiyaçları Temel Gelir ile karşılanan halk evine ekmek götürebilmek için vergi sistemindeki boşlukları kovalamakla zaman öldürmeyecek. Ekonomiye yön vermek için çeşitli vergi kanunları, fonlar ve harçlar ile karmaşıklaştırılan vergi sistemi, Temel Gelir ile birlikte basitleşir. Temel Gelir herkese eşit oranda uygulandığından, bu geliri karşılayacak vergi kalemleri de sabit orandaki vergilerle karşılanır.

Temel Gelir yolsuzluk, israf ve suistimali büyük oranda düşürür. Mevcut Vergi ve Sosyal Güvenlik sisteminde, sisteme ödeyeceğiniz tutarlar gelir seviyeniz, medeni durumunuz, çocuklarınızın sayısı ve çalışma saatleriniz gibi farklı değişkenleri temel alır.  Bu kadar fazla değişkeni olan bir sistem ile ‘’Oynamak’’ çok kolaydır.

Temel Gelir, özel sektör çalışanlarının pazarlık elini güçlendirir. Özel sektörde sendikalaşma konusunun görüşüldüğü bu günlerde, Temel Gelir çalışanların elini herhangi bir sendikadan daha fazla güçlendirir. Çünkü çalışanın haklarına sahip çıkabilmesi için sendika üyeliği değil yalnızca vatandaş olması yeterlidir. Çalışanların temel ihtiyaçlarını karşıladığı bir ülkede işverenin maaş haricinde özlük haklarına daha fazla yer vermesi gerekir.

Temel Gelir güvencesi yeni girişimlerin önünü açar. Mevcut durumda devlette çalışan bir vatandaş ikinci iş yasağından dolayı özel sektörde herhangi bir atılım yapamamakta. Bu da özel sektörün %75’inin çalışma izinli çalışanlardan oluşmasına sebep olmaktadır. Gelecek güvencesi olmayan vatandaşın devlet işini bırakıp özel sektöre atılması çılgınlıktır.

Her ay sabit bir tutarın banka hesabına yatacağını bilen vatandaş vaktini yüksek getirisi olacak beceriler öğrenmeye ve yatırımlar yapmaya ayırabilir. Aynı zamanda, girişimcilerin önündeki en büyük engel olan başarısız yatırımda ne olacak belirsizliği temel gelir ile ortadan kalkar.

KKTC için neden Temel Gelir en uygun çözüm ?

KKTC’yi Dünya’daki diğer ülkelerden ayrıştıran en önemli özellik izolasyonlar altındaki tanınmamış ekonomik yapısıdır.

KKTC’ye gelen paranın ana kaynağı Türkiye’dir. Türkiye Cumhuriyeti ile olan ticaret ve devlet ilişkisi KKTC ekonomisinin %90’ıdır.

Tek kaynağı olan bu parayı dağıtmak için ise biz dünyanın en hantal ve karmaşık devlet yapısını kurguladık. Bu kadar karmaşık bir düzeni e-devlet sistemi de kurtaramaz. 10 Bakanlığı, 70 Devlet Dairesi’ni, 40 Devlet Kurumunu ve 28 Belediye’yi, ortalama hükümet ömrü 12 ay olan bir ülkede E-devlete geçiremezsiniz. Bunu başaracak IT personeli Google’da yok.

Seçilme heyecanına kapılan adaylar, sürmeye aday oldukları arabanın lastiklerinin patlak, deposunun boş olduğunun ya farkında değiller ya da algıda seçicilik yoluyla gerçeği bastırmaktalar.

Olup olmayacağı bilinmez, ancak benzer şekilde Başkanlık sistemi de hükümet ömrünü uzatacak olsa da, tamamı profesyonellerden oluşacak bir kabinenin, yukarıda bahsettiğimiz Politikacı-Seçmen ilişkisinden dolayı başa gelmesi mümkün gözükmüyor.

Temel gelirin faydaları hantal bürokrasiyi azaltma ve tüm vatandaşların devlet kaynaklarından eşit faydalanması ilkelerine dayanmaktadır. KKTC Devleti’nin kaynağı tek. Türkiye Cumhuriyeti. Siz ne kadar direkt olarak bu kaynağı halkınıza ulaştırırsanız, o kadar fazlası ekonomiye eşit bir şekilde dağılacaktır.

Paranın şeffaf ve eşit bir şekilde halka dağılması toplumu da bir birlikteliğe itecektir. Devlet kaynaklarının eşit kullanılması toplumu birçok farklı kesime bölen adaletsizliklerin önünü kesecektir.Geçim sıkıntısı için seçilmişlere muhtaç olmayacak olan bir halk siyasi yozlaşmayı da beraberinde reddedecektir.

41 Yılda 39 Hükümet görmüş olan KKTC halkının kurtuluşunun 40. Hükümet olacağına inanmak saflıktır. Mevcut yapıda, vaat edilen devlet yönetimi mümkün değildir.

Kıbrıs Türkü’nün içinde bulunduğu durumun dünyada eşi benzeri yoktur. Bu yüzden tedavide de eşi benzeri olmayan ilaçlara ihtiyacımız vardır.

Gorkem Celebioglu
Görkem Çelebioğlu 2006 Yılında Amerika Birleşik Devleti’nden Ekonomi alanında eğitim görmek üzere akademik başarı bursu almıştır. Tam burslu olarak eğitimini ABD’de bulunan Carleton College’de Ekonomi ve Matematik alanında çift anadal yaparak tamamlamıştır. Üniversite’de tezini ABD’nin en büyük endüstriyel şirketlerinden biri olan 3M (Minnesota Mining&Manufacturing)’e ”Üretim planlamasına TS-LARS Analizi ve Neural Networks istatistik modellerinin uygulaması” üzerine yaptı. Carleton College’de aynı zamanda Ekonomi Deparmanı’nda ”Fiyat Teorisi” dersinde Öğretim Asistanı olarak çalıştı. Yüksek lisans çalışmaları için Londra’da Cass Business School’da ”Uluslararası Finans ve Muhasebe” eğitimine devam etti. Çalışmaları sırasında ”Ekonomik Kriz ve Banka Bilançolarına etkisi” üzerine çalışmalar yaptı. Cass Business School’dan Derece ile mezun oldu. Akademik başarısından ötürü Cass Business School tarafından okulu temsil etmek üzere ”Beta Gamma Sigma” Akademik Onur birliğine üye yapıldı. Yüksek Lisans çalışmalarının tamamlanmasına müteakip, dünyanın en büyük 4 Profesyonel Hizmet şirketinden biri olan Ernst&Young LLP Londra Ofisi’nde Finans Hizmetleri departmanında çalışmaya başladı. Çalıştığı süre boyunca Bankacılık, Yatırım Fonu ve Sigorta şirketleri’ne birçok farklı konuda danışmanlık hizmetleri verdi. Ernst&Young LLP -Londra ofisi’ndeki görevinde çalışırken Birleşik Krallık Yeminli Mali Müşavirlik (Chartered Accountant) yetkisini aldı. Müşteri portföyünü İngiltere Borsa’sında işlem gören ilk 100 şirket (FTSE 100) oluşturdu. Çalıştığı süre boyunca İngiltere ve komşu Avrupa ülkelerinde Finans şirketlerine danışmanlık hizmetleri verdi. Danışmanlık alanlarını Denetim, İç Kontroller, Şirket Durum Analizleri, Uluslararası Şirket Yapılanması ve Uluslararası Vergi Hukuğu gibi konular oluşturdu. 2015 yılı ile birlikte Yerli ve Yabancı müşterilerine kendi kurduğu Celebioğlu&Co Chartered Accountants ofisi üzerinden Uluslarası Finans, Vergi ve Denetim gibi konularda danışmanlık vermektedir. Aynı zamanda yerel politikayı yakından takip ederek medya üzerinden görüş ve önerilerini paylaşmaktadır.